Mahremiyetimiz gün geçtikçe ayaklar altına alınıyor

Mahremiyetimiz gün geçtikçe ayaklar altına alınıyor

Başbaşa kaldığımız durum tam olarak şöyle : Bir Florida mahkemesi iPhone giriş şifreleri ile ilgili Beşinci Ek Madde Kanununda belirtilen haklara atfen yapılan başvuruyu “şüpheliler şifreleri polise açıklamak zorundadırlar” diyerek reddetti. Karar, bir önceki mahkemenin ‘şahsi suçlara karşı düzenlenen yasalara dayanılarak bir şüpheli, telefon kilidinin açılması için şifresini vermeye zorlanamaz’ şeklindeki kararından sonra geldi.

Bir mahkeme hakimi, Anayasa’nın beşinci ek maddesinin hilafına olmak üzere bir şüpheliden şifresini vermesi için zorlamanın, kendisi aleyhinde şahitlik yapması için zorlama ile eşdeğer olacağına hükmederek hükümetin bu yöndeki başvurusunu reddetmişti.

Fakat Florida Temyiz Mahkemesinin İkinci Bürosu an itibariyle bu kararı değiştirdi. Hakim Anthony Black “Şüphesiz ki hükümet, şifrenin varlığı hakkındaki bilgisini, Stahl’ın bu şifreyi kullandığına ya da sahipliğine dair bilgiyi ve bu şifrenin kullanıcısı dışında temin edilemez oluşuna dair bilgiyi makul açıklamalarda bulunarak tebliğ etmiştir. Sözkonusu durum, kendi aleyhinde şahitlik etme durumu değil, teslimiyet gösterme durumudur” dedi.

Olayın hikayesi

Terazinin kefesini polisin lehine çeviren olay adamın birinin bir kadının etek altı resimlerini çekerken yakalanması ile başladı. Adama acımak oldukça zor. Etek altı görüntü çekmenin yasal olmadığını, birine böyle bir şey yapmanın rezil bir şey olduğunu herkes bilir. Fakat Aaron Stahl’ın umurunda değildi. Bir mağazanın çevresinde kadının birini takip etti ve kadının bakmadığını düşündüğü bir anda aşağıya doğru çömelerek etek altı görüntülerini çekmek için telefonunu çıkardığı anda yakalandı.

OKU ►  Holografi dünyasına yolculuk

O anda kadın adama ne halt ettiğini sordu. O ise telefonunu düşürdüğünü iddia etti. Kadın yardım edin diye bağırdı ve adamın kaçmasına engel olmaya çalıştı. Fakat adam kaçtı. Mağazanın güvenlik kameralarında adamın yaptığı her şey kayıt altına alınmıştı ve arabasının plakaları da net bir şekilde belli oluyordu. Polis Stahl’ı yakalayıp, 3. Derece röntgencilikten tutukladığında Stahl, telefonunu çaktırmadan evde bırakmıştı.

Stahl polis sorgusunda Apple iPhone 5 marka telefonunun incelenmesine rıza göstermişti. Fakat polis arama izni ile Stahl’ın evine gidip telefonu aldığında, henüz şifreyi polise vermemiş olan Stahl rızasından feragat etti. Temel olarak Shal’ın yapmaya çalıştığı şey, telefonundan sorumlu olmadığını göstererek masumiyetini ispatlamaktı.

Hepimiz biliriz ki şifre olmadan Apple dahi bir iPhone’u açamaz ve içeriğini polise veremez.

Bu yılın başında bi ton kavga gürültüden sonra FBI San Bernardino saldırganının iPhone’unu hackleyebilmek için 1.3 milyon dolar harcadı. Sadece birkaç hafta önce Londra Emniyeti bir şüpheliyi tezgaha getirdi. Bu vakada İngiliz polisi hedefteki şüpheliyi yakalamadan önce birileri tarafından aranmasını bekledi. Şüpheli telefonu açtığı anda bir yandan şüpheliyi tutuklarken diğer yandan da telefonun ekranını kaydırmaya devam ederek ekran kilidinin devreye girmesine engel oldular.

Florida mahkemesinin vermiş olduğu karar tartışmaların devam etmesine neden olacağa benziyor. Fakat Amerika’nın farklı mahkemeleri de iPhone-kanıtı muammasını ele almaya başladılar.  Yargıç Black’in kararı şüphe yok ki diğerlerinin kararlarına da etkide bulunacak.

OKU ►  Rocket Lab’ın deneysel roketi Yeni Zelanda’daki fırlatma üssüne nakledildi

Mahremiyetimiz gün geçtikçe ayaklar altına alınıyor

Black, “Şifreyi söylemesi, Stahl’ın cezalandırıldığı suçun koşulları ile ilgili olarak sahip olabileceği herhangi bir bilginin kötüye kullanılması anlamına gelmez. Dolayısı ile şüphelinin kanıtların ortaya konmasını sağlayacak kusursuz bir ifade vermeye zorlanması, vermediği durumda eyaletin yetki belgesi çıkarabilecek yetkiye sahip olması … mahremiyet haklarına tecavüz anlamına gelmez” şeklinde açıklama yaptı.

Stahl’ın yapmış olduğu bu rezilliğin ceremesini biz çekeceğiz. Daha önceki benzeri olaylar henüz tam anlamıyla düşünülüp karara bağlanmamışken bu olayla birlikte belki de ülke çapında yeni kanuni zorlamalarla dolu bir keşmekeşin içerisinde sürünüyor olacağız. Aynı zamanda şu var ki kötü polisler şifrelerimizi aldıktan sonra başka nerelere girebileceklerini de görmeye çalışacaklar. Çünkü günümüzdeki güvenliğe dair angaryalar, insanların mümkün olduğunca her yerde aynı şifreyi kullanmalarına sebep oluyor.

Birilerinin dört haneli telefon kodunun aynı zamanda ATM ya da sesli mesaj kodu olabileceğini düşünmek için hacker kafasına sahip olmak gerekmiyor.

Dolayısı ile bakın; hemen hemen dünyanın herhangi bir yerindeki polisin ya da gümrük muhafaza memurlarının, ve belki de fırtına birliklerinin insanların telefonlarına ve bilgisayarlarına girmeye eğilim gösteremeyeceklerini söyleyemeyiz çünkü girebiliyorlar. Girme hakları olmadığına dair bir fantezi sadece bizim gibi bu tip araştırmalara karşı, bir şekilde bağışıklık kazanmış olan insanların yaşadıkları yerde oluyor.

Dünyanın gün geçtikçe daha faşistleşmeye başladığını düşünme eğilimine girebiliriz. Hayır. Bütün bu olan bitenler bekaretimizi kaybettiğimizi gösteriyor.

Android güvenliğinin Apple güvenliğinden daha iyi olup olmadığına dair sızlanmalardan vazgeçmenin ve o çok sevdiğimiz mahremiyet kutsalının birileri için hiçbir zaman önem arz etmediğinin farkına varmanın zamanı geldi.

OKU ►  Android platformlarda zararlı yazılım tehlikesi ciddi boyutlara ulaştı

Cep telefonları ve Facebook gibi araçların otoriter liderler ve gözetim taraftarı polis tarafından nasıl kullanıldığına dair gerçekleri uzun yıllar görmezden gelen bizler, bu tip yasaları hakkediyoruz. Öyle bir geleceğe giriş yapıyoruz ki iş vatandaşların gözetim altına alınmasına gelince başkanımız, hükümetin boyunlarımıza tasmayı takmasına onay vermek için can atıyor.

Google’dan Eric Schmidt’in ‘Eğer birilerinin bilmesini istemediğiniz şeyler varsa, belki de her şeyden önce bu şeyi yapmıyor olmanız gerekiyordur’ deyişini hatırlıyorum. Ve ne zaman ki Facebook’un Mark Zuckerberg’i “eğer yanlış bir şey yapmıyorsanız, mahremiyetinize dokunulması söz konusu olduğunda korkacak bir şeyiniz de yok demektir” deyişini de. Bu sözlerin bu egzantrik teknoloji milyarderlerinden sadır olan zararsız sözler olmadığını görmeye başlıyoruz.

Söylediğim şey şu ki bütün bu olanlar birbiriyle ilişkili ve polisin bir trafik çevirmesi esnasında bütün hayatınızı araştırabilmesine olanak tanıyan bu yolun taşları açgözlülükle, sapkın ideallerle ve kabusumsu empati döngüleriyle döşendi. Tabii ki bazılarımız alarm düdüğünü çalmaya çalıştık fakat maalesef biz sınırlarımızın ihlaline karşı çıktığımız için, ‘saklayacak şeyleri olan kötü insanlar’ olarak mimlenmiştik.

Beşinci Kanun maddesi ve şifrelerle ilgili olan bu hikaye, tarafsızlık ve adalet yanında olmayı gaye edinen bir hikayedir. Aaron Stahl gibi kötü insanlara yapılan uygulamalar dışında yüzyüze olduğumuz şey öyle alaycı bir adalet anlayışı ki, bu noktaya nasıl geldiğimizi anlamakta zorlanıyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here