Trappist-1

Trappist-1 sisteminin gezegenleri

Trappist-1 keşfedildikten sonra Milky Way’de en ilginç gezegenlerden biri olmuştu. Yıldızın sahip olduğu 7 adet dünya ölçütlerindeki gezegenden üçü, hayatı destekleyen yaşanabilir alan formuna sahip. Fakat neden gezegenler bu denli dünya benzeri ölçütlerde aynı biçimli olarak yıldıza bu denli yakın bir şekilde duruyorlardı? Amsterdam Üniversitesi’nden astronomlar her şeyin bölgede henüz donmaya başlayan suyun toplanmasıyla oluşan küçük buz parçacıkları ile açıklanabileceğine inanıyorlar. Bunun sonucunda yeterli sayıda küme, tıpkı plastisin gibi pıhtılaşarak tam olarak ‘buz bölgesi’ içerisinde dünyalar oluşturdular. Yaşam için mükemmel bir yer.

4-9 arasında değişen dünya günleri

Güneşe göre oldukça küçük bir yıldız olan Trappist’in dışındaki gezegenler birbirlerine çok yakın mesafede dönerler. Trappist-1d, 1e ve 1f gibi yaşam ihtimali olan üç dünya 4-9 arasında değişen dünya günleri oranında yıla sahipler. Buna karşılık güneşimize en yakın gezegen olan Mercury bir tam dönüşünü 88 günde tamamlar (Trappist-1 çok soğuk bir kırmızı cüce yıldızıdır. Bu nedenle dünyanın güneşe olan yakınlığından çok daha yakın olsalar dahi gezegenlerini yakmazlar).

OKU ►  Evliliğiniz 'sağlığınızı koruyor'

Dünyadan yalnızca 40 ışık yılı uzaklıkta bulunan Trappist-1’in dışındaki gezegenlerin nasıl oluştuğuna dair birkaç teori var. Bunlardan biri, yıldızın çevresindeki birikintilerin bir araya gelmesiyle oluşan diskten meydana geldikleri yönünde. Fakat bu tip bir şey bu denli küçük bir yıldız için umulmadık bir disk yoğunluğu gerektirir. Diğer bir düşünceye gere gezegenler çok uzakta, soğuk bir bölgede oluştular ve daha sonra yıldızın çekim gücüyle çekildiler. Fakat bu fikir, yedi gezegenin birbirleriyle olan çok benzer yapısını hesaba katmıyor.

Gezegenlerin oluşumuna dair teori

Amsterdam ekibi gezegenlerin milyarlarca küçük buz parçacıklarından oluştuğunu öne sürüyor. Yıldızın ‘buz hattı’na sürüklenip donmaya başladıklarında su buharı bir arada kalmalarını sağladı. Bunun sonucunda yeterli sayıda kütle proto-gezegen (yeni oluşmakta olan gezegen)’e dönüştü ve artan kütle bunu yıldıza doğru çekti. Burada daha fazla parçacıkla kaplanan gezegen, nihayetinde dünya boyutlarında bir gezegen haline geldi. Bu durum onu Trappist-1’e daha da çekerek diğer gezegenin aynı şekilde oluşması için yer açılmış oldu.

Trappist-1

Eğer doğruysa bu teori Trappist-1 sistemi içerisinde yüksek miktarda hayat kaynağı olacak su mevcut. NASA’nın söylediğine göre yaşanabilir olanlar da dahil tüm gezegenler birbirlerine o denli yakınlar ki, birinde oturduğunuz zaman diğerinin bulutlarını ya da dağ sıralarını görebiliyorsunuz. Eğer organizmalar bir dünya üzerinde oluşmuşlarsa, asteroid çarpmasıyla diğer birine kolayca sıçramaları mümkün (yakınlıktan ötürü). Tabii organizma varsa.

OKU ►  NASA 7 tane dünya benzeri gezegen keşfetti

Trappist-1’in keşfi Amsterdam ekibi için oldukça mutluluk verici bir kazaydı. Ekip yöneticisi Chris Ormel “Gezegenlerin oluşturdukları çakıl toplanması ve süpürülmesi ile ilgili olarak uzun zamandır çalışma yapıyorduk. Aynı zamanda yeni bir ‘buz-hattı’ modeli de geliştiriyorduk. Trappist-1’in keşfi sayesinde modelimizi, gerçeğiyle kıyaslama imkanımız olacak” dedi.

Teorinin ardındaki fikirler henüz çok yeni oldukları için itirazla karşılaşacaklarına inanıyorlar. Bundan sonraki planları ise bilgisayar simülasyonları yaparak genç yıldızın olası erken aşamalarını tahmin etmek. “Beklentim odur ki bizim modelimiz, güneş sistemimizin diğer gezegen sistemlerine oranla bu denli benzersiz oluşunun nedenine bir cevap oluşturacaktır.” Şüphesiz ki James Webb Uzay Teleskobu 2018 yılında faaliyete girdiğinde Trappist-1’in gelecekteki gözlemleriyle kendi modellerini kıyaslayacaklardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here