Connected-car (çevrimiçi-araç) konsepti hakim

Geçmiş on yıllar boyunca Peugeot uçuk konseptli arabalar geliştiren marka ünvanı kazanmıştı.  Jetson’lara benzeyen 1986 model Proxima, roket biçimli Asphalt ya da Moovie gibi (arabadan çok bilgisayar faresine benzeyen iki oturaklı şehir arabası). Fransız üreticinin bugün Mobile World Congress’te açıkladığı  yeni Instinct konsepti önceki birkaç yapımlarında olduğu gibi aşırı futuristik bir görüntüye sahip değil. Peugeot’nun tasarım ekibine göre yapılmak istenen şey tam da bu.

“Belki de gelecekte sürücüsüz araçlar olacak ve sürmek artık yasaklanacak” diyor Peugeot’da konsept araba ve gelişmiş tasarım başkanı Matthias Hossann. “Fakat bu geçiş süreci çok uzun olacak. Burada örneklendirdiğimiz şey de işte bu geçişin bir bölümü, zira zaman alacak”.

“UFO benzeri şeyler yapmamamızın sebebi işte bu”

“Bu bir köprü ve gelecek için üzerinde mesafe katetmek istediğimiz bir şey. UFO gibi görünen bir şey yapmamamızın sebebi de bu” diyor Hossann.

Instinct kesinlikle güzel görünen bir araba. İç tasarımı oldukça temiz ve sezgisel. Fakat bir çok çevrimiçi-araç (connected-car) konseptinde olduğu gibi, vaat ettiklerinin bir çoğu (diğer bütün cihazlarınızla konuşan sürücüsüz, akıllı uzaktan kumandalı bir araç içerisinde gezinme fikri) halen bir çokları tarafından tahayyülü zor bir yakın-gelecek tasarımına dayalı.

OKU ►  Sony Xperia projector nihayet bir isme ve çıkış tarihine kavuştu

Peugeot’nun Paris’in dışında bulunan tasarım binasında geçen hafta gazetecilere beyanat veren Hossann, Instinct’in daha önceki konsept araçlardan farklı olarak içeriden dışarıya dizayn edildiğini söyledi. Maksat sürücünün kontrolü arabaya ne oranda devretmek istediğini seçebilmesini sağlamak (iki adet kendiliğinden sürüş modu ve iki adet de aktif mod mevcut). Böylece araç bağlı cihazlardan toplanan veriye dayalı olarak sürüş biçimini ayarlayabilecek (araç, Samsung’un Artik IoT platformu ile entegre olacak şekilde tasarımlanmış). Örneğin; eğer akıllı saatinizde zorlu bir egzersize bağlandıysanız, Instinct otomatik olarak ‘soft otonom’ moduna geçerek rahatlamanıza imkan verir.

Aracın iç dizaynı temiz ve sade olmakla birlikte Peugeot’nun ilk olarak 2010 yılında duyurduğu i-Cockpit’in daha küçültülmüş bir hali tasarımlanmış. Direksiyon ve gaz pedalının her ikisi de geri çekilebilir ve merkezi konsolde büyük bir ekran ve sürücülerin iç bölüm kontrollerini ayarlamak ya da sürüş modları arasında geçiş yapmak için kullanabilecekleri küçük, mouse benzeri bir ‘i-Device’ mevcuttur. Tabanlar ince ve dayanıklı bir katmanla kaplanmış olup, dört koltuğu da yolcu vücudunun hatlarına uyum sağlamak üzere tasarımlanan 3 boyutlu ağsı maddeden yapılmıştır.

Instinct’in dış bölümü keskin açı ve eğri kombinasyonundan mürekkeptir. Firma bu tasarımın aracın ‘muhteşem öncü-yapım geleneği’nden esinlendiğini söylemekle birlikte günümüz yollarında görülmeyecek cinsten değil gibi (Ölçü itibariyle Peugeot’nun 308 hatchback modeli ile aynı gibi). Arabanın büyük, beş parmaklı tekerlekleri güçlü bir atmosferi beraberinde getiriyor (300 beygirgücü yapıyor). Izgara ve stop lambasının alt bölgesinde serpilen renkli ışıklandırma sistemi mevcut. Arttırılmış aerodinamiği sağlamak için arabanın gövdesine bir hava kanalı sistemi ince bir şekilde entegre edilmiş.

“Aerodinamik özelilklerle birlikte bir aracı gördüğünüzde sanki bu özellikler arabanın üzerine sonradan konmuşlar gibi belirgin biçimde görünürler. Bu sebeple sade ve gerçekten şık bir görüntüyü yakalamak oldukça zordur” diyor Hossann.

Instinct resmi çıkışını gelecek ay düzenlenecek olan Geneva Motor Show’unda yapacak. Bununla birlikte Peugeot arabayı destekleyen teknolojinin en erken 2025 yılına kadar üretime girmeyeceğini söyledi.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here